Heart It

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Whenever, wherever.


Shakira, benim için çocukluk demek. Begüm demek. Bebeklik arkadaşı demek. Tesadüfen açılan bir "Whenever, wherever" öyle çok şey hissettiriyor ki. Komik. Canımı çok acıttığı için senelerdir doğru düzgün konuşmadığın birini bir an için hatırlamak gibi bir his. Hatta tam anlamıyla öyle bir şey. Sanırım mutlu da ediyor. En azından bu kez duyduğumda Begüm'ü aradım. Dakikalarca gülebilmeyi, ağlamayı, arabalara işediğimiz, Komiser Şekspir izleyip sümüklerimizi saça saça ağladığımız, açık hava sinemasında Moulin Rouge izlerken dizimde uyuduğu, iki genç kız oynadığımız, bangır bangır günün 12 saati müzik açıp oynadığımız ve annesinin de bize eşlik ettiği, Shakira kemerleriyle sokaklarda dolaştığımız günleri konuşmayı özlemişim. DELİ GİBİ ÖZLEMİŞİM HEM DE.

Şu an Marmaris'e koşmak istemiyor değilim.

Liseye kadar her şey iyiydi. Bir ters bir düz gidiyorduk. Küssek de hemen barışabiliyorduk. Lise her şeyin içine etti. Sikti attı. Açıkçası benim bir çocuğa aşık olmam her şeyin sebebi. Sonra o çocuktan Begüm'ün de hoşlanması falan filiman. Olayların nasıl geliştiği tahmin edilebilir düzeyde. Küçük çaplı bir One Tree Hill çektik. Ama o zamanlar çok koymuştu abi bana. O sıralarda tam bir Peyton orospusuna dönmüştü zaten. Bense onu düzeltmeye çalışıyordum. Sonra tam düzelttim dedim, meğerse hepten içine etmişim işlerin.

Olay aynı çocuğu sevmemiz de değil üstelik. Olay, o çocuğu sevdiğini inkar edip durması ve bana uzun bir süre yalan söylemiş olmasıydı. Ben de sildim attım. 3 seneye yakın hiç eskisi gibi ol(a)madık.

Bugün bunun değişmesi gerekiyormuş demek ki. Ve şu an resmen ağlamak istiyorum. Çünkü temelli babasının yanına İsveç'e gidecek. Kim bilir bir daha ne zaman göreceğim. Ne zaman sarılacağım. Ne zaman birlikte uyuyacağız. Telefonda 15 dakika konuşmak bile yetmedi bana. Başka bir şey hakkında yazı yazacaktım ama damn it Shakira!

İnsanları ne kadar da kolay siliyoruz.
Ne kadar kolay pişman oluyoruz.
Ne kadar çok özlüyoruz.
Üzülüyoruz..

Hiç yorum yok: