Heart It

8 Ağustos 2012 Çarşamba

My dear friend.

Bazen depresyon belirtileri gösterdiğimi fark ediyorum. Sonra gülmeli tweetler atıyorum. One Tree Hill'in 3. sezon finalinde ağladım mesela. Brooke'a üzülüyorum. Hep üzülmüşümdür zaten. İçten içe kendime üzülüyorum aslında. Gerçekten bir şeyler hissetmenin bir adım gerisindeydim. Geçirdiğim iki günü kafamdan atamıyorum. Bir daha böyle sevemem diye düşünmüştüm. Yanlış düşünmüşüm. Babamın ayağının kırık olması depresyon sürecimi kısıtlıyor. Yemek yapmak, evi temizlemek durumunda kalıyorum çünkü. Oysa tek yapmak istediğim -tek yapmaya gücümün yeteceği- şey yatağa uzanıp hiç kalkmamak. Uyumak değil, uzanmak sadece. Gözlerimi bir noktaya sabitleyip orada kalmak. Sadece nefes almak. "Biri olsun da sonumuzun ne olacağı önemli değil." dediğim günleri hatırlıyorum da. Sıçayım ben o günlerin ağzına. Neredeyse üç gündür yemek yemiyorum herhalde. Kahve, sigara, arada bir kola, bazı günler cornflakes. Odama yani posterler asayım, kitaplığı düzenleyeyim demiştim. Oturduğum yerden kalkmaya mecalim yok ki.  Julie Delpy'yi çok seviyorum. Baterist'in sevgilisi vardı benimle aynı dönemlerde. Geçenlerde ayrılmış onlar da tıpkı bizim gibi. Şarkı söylüyorum bir de ben. Şimdilik üç tanesinin kaydı var. Dinlesin diye Baterist'e yolluyorum. Arkadaşız işte. Zaten artık fazlasını istemiyorum. Şu an aklıma ne gelirse yazıyorum. Yazdıklarımın hiçbirini de silmedim. O yüzden konudan konuya atlıyorum. Omuzlarımda çok garip bir ağrı var. Sürekli bilgisayarın başında oturduğumdan olabilir. Ya da.. "Enter"a basacak halim bile yok. Paragraf yapamıyorum onun için. En kısa zamanda bara gidip o gece duvara benim için yazdığı şeylerin üstünü karalayacağım. Yoksa bir daha o bara gidemem. Kapımın önündeki denize bu yaz kaç kere gittim acaba? Önceden bütün arkadaşlarımı Marmaris'te bırakmışım gibi hissediyordum, yani İstanbul'a gittiğimde. Şimdiyse hepsi İstanbul'da kalmış gibi geliyor. "Happily Ever After" filmlerini izlemek istemiyorum. Eskiden umut verirlerdi. Şimdi midemi bulandırıyorlar. Geçin bunları kardeşim, yok öyle bir şey. Az önce ALL SADDEST SONGS EVER adında bir playlist yaptım. Onu dinliyorum. 179 şarkı var. Üşenmezsem daha sonra yazarım size. Daha sonra. Her şeyi ertelemeye başladım gibi. Why do all good things come to an end?




*Açıp Julie Delpy'den "my dear friend"i dinleyin.

6 yorum:

Lynn dedi ki...

Her ne kadar bu aralar müzik dinleyemesem de playist nasılmış merak ettim. Bu arada bir ortak noktamız daha çıktı: Julie Delpy.

Daha ne diyeyim bilmem ama anı yaşamayı öğrenmişsin. Bu da bir şey.

Brida dedi ki...

Before Sunrise&Sunset "EN" sevdiğim filmlerdir. Julie Delpy'nin sesine ölüyorum zaten. Kadın FRANSIZ.

Haklısın bir bakıma, anı yaşıyorum. Ve bu da bir şey.

Lynn dedi ki...

O en sevdiğin filmlerle kalbimden vurdun. Çünkü benim de öyle. Bak, ben blogumda movie challenge yapıyorum. Sen de yapsana! Eğlenceli olur.

Brida dedi ki...

Peki, anlaştık. Yalnız bana o 30 günün bir listesini atman lazım. Yani hangi gün hangi madde.

Lynn dedi ki...

Koymuştum aslında ama dur yolliyim. "http://24.media.tumblr.com/tumblr_m8erhwtbXm1ro0zo4o1_400.png" budur.

Brida dedi ki...

En kısa zamanda başlıyorum.