Heart It

15 Eylül 2012 Cumartesi

Traffic brought me here.

Aslında ben hiçbir şey yazmamayı düşünen bloggerınızım. Ama bu şarkı beni buraya getirdi. Sonra başka şarkılar dinledim ve başka şarkılar ve başka şarkılar derken işte buradayım. Geçenlerde bir rüya gördüm. Sonra ağzımın kenarında bir yara çıktı. Farkına vardım ki gördüğüm rüya değil kabusmuş. İlk kez uçuk çıktı dudağımda. İlk kez. Sonra dün bir rüya daha gördüm. Üç kere uyanmama rağmen kaldığı yerden devam etti hep. Bugün dolmuşta hatırladım rüyayı bir ağlama geldi, nefesimi tuttum geçti.

Yarın gece yolculuk İstanbul'a. Bu kez pek gidesim yok aslında. Marmaris'i daha da bir özleyeceğim. Sahilden yürürken bütün görüntüyü beynime kazımaya çalışıyorum. Herkesle fotoğraf çektiriyorum. Özlem gidermenin en iyi yolu fotoğraflar.

Deniz sadece Marmaris'te bu kadar güzel. İçin sıkıldığında sahile gitmem üç dakikamı almıyor bile. Lanet olsun ki İstanbul'un böyle bir özelliği yok. Boğaz moğaz yalan benim için. Kum yok. Ayakkabıları eline alıp ayaklarını suya sokmak yok. Sadece koca bir demir yığını olan köprü, kalabalık ötesi Eminönü.. Sevmiyor değilim ama "çok" sevemiyorum. Sıkıntı orada başlıyor keza.

Valizlerimi hazırladım. Resim malzemelerimi almıyorum bu kez. Resmi hayatımın ikinci planına atalı çok oluyor. Üzülüyorum. Ama elimden bir şey gelmiyor. Erkekleri de ikinci plana hatta üçüncü plana attım. Bu yaz tatili bana bunu öğretmeyi başardı işte. Üzülmüyorum. Elimden gelenin bu olmasını seviyorum.

We don't need boyfriends. We don't need lovers. We're already Bonnies. So settle for nothin less than a Clyde.

6 Eylül 2012 Perşembe

Lil' Red Riding Hood



Şimdii bunu dinlemenizi istiyorum. Sonra da yorum yapabilirsiniz tabi.

5 Eylül 2012 Çarşamba

Aman nazar değmesin..


Bu konu hakkında hiçbir şey söylemeyeceğim. Sonra birilerinin ahı tutuyor. Tuborg Gold Fest'e dönsün hiç istemiyorum. Çok mutluyum. Çok sevinçliyim. Sevinçten ölüyorum aslında. Neyse siz şarkının keyfini çıkarın ben de biraz daha çığlık atayım. Hatta gidip yatakta biraz daha tepineyim.