Heart It

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Bazı eksiklikler sanırım hayata iyi geliyor.


Her ne kadar kendimi gerçekten bloga döndüğüme inandırmaya çalışsam da hepimiz biliyoruz ki İstanbul'a döndüğümde yine uzun bir süre yazmayacağım. Ki zaten son bir haftam falan kaldı Marmaris'te.

Bugün Burak, Marmaris'ten gittiğinden beri ilk kez gündüz dışarı çıktım. Hoş o gittikten sonra geceleri de pek dışarı çıkmadım ya neyse. Hava inanılmaz sıcak burada. Şaka yapmıyorum. Ayvalık'ta siyaha dönen ten rengimin daha da kararmasına sebebiyet verecek cinsten bir sıcaktan bahsediyorum size. Çocuklarıyla birlikte gezen zenci babalar bile yolda beni kesmeye başladığına göre, gerçekten melez gibi görünüyorum. Tek korkumsa yakında melezliği geçip Naomi Campbell'a seviyesine ulaşacak olmam.

Straplez bir elbise almıştım geçenlerde Koton'dan. İyi, güzel, hoş da nedense içime giymek için straplez bir sütyenim yokmuş. Ve bugün hayatımda ilk kez ten rengi bir sütyen aldım. Normalde iç dünyası fazlasıyla renkli bir kişilik olduğumdan bugüne kadar renk skalamda ten rengine yer vermemiştim. Ama sütyeni çok beğendim. Giyim stlimin çok boktan olduğunu düşünüyorum. Güya moda dergilerine göre bir genç kızın stilini oluşturması 3 ila 4 yıl sürüyormuş, ergenlikten sonra. 21 yaşıma gireceğim ama hala stilimi oturtabilmiş değilim. Belki de bunun sebebi dengesiz kişiliğimdir. Çünkü bazı zamanlar siyahlara bürünüp, bildiğiniz rock'n roll kızı oluyorum. Bazen de içimdeki Gossip Girl kızı ortaya çıkıyor. Arada bir de değme hippilere taş çıkartırcasına giyiniyorum. Bilmiyorum sonum ne olacak.

Tatil boyunca Burak'la çektirdiğimiz fotoğrafları tab ettirdim. Ne de güzel çıkmışız öyle.. Sonunda feysbuk harici fotoğraflarımız var elimde. Hem feysteki fotoğrafları ayrıldığımız anlarda ilk fırsatta sildiğimden, oradakilerin uzun ömürlülüğü olmuyor pek. Böylesi çok daha iyi oldu.

Beyefendi önümüzdeki kış askere gitme planları yapıyor. Bana soran olmadı tabi.. Bunun üzerine babamla konuştum dün gece ve Erasmus başvurusu yapmaya karar verdim. Sonuçta İstanbul'da Buraksız olmak çok iyi gelmeyecek bana. En azından erasmus ve askerlik olayları aynı zamana denk gelirse, özlem payını yarı yarıya azaltırız diye düşündüm. Hayırlısı.

Eroinle Dans'ı bitirdim geçen gün. Hiç okumak istememiştim aslında. Ama Marmaris'te okuyacak bir kitabım olmadığından Burak'tan hacıladım ve iki günde bitirdim. Sadece Canan Tan'dan nefret ettiğimi söylemek istiyorum. Bu kadar kendini beğenmiş, iyi bir edebiyatçı olduğunu falan zanneden bir insan daha olamaz herhalde. Bir de Elif Şafak. Tamam kitabın konusu iyiydi, hoştu ama Christiane F.'nin Korkunç Anıları'nı okumuş biri olarak bana çerez gibi geldi. Üslup çok boktandı bir kere. Akıcılığı var mı var. Herkesin okuyabileceği bir kitap işte. Çok basit kısacası. Sanırım bu yüzden sevmedim. Dönüşte kitapçıdan Erkek Dedikodusu'nu aldım. Onu istemeye istemeye aldım ama gözüme çarpan başka kitap olmadı. Almak zorunda kaldım. Okuduktan sonra iletirim yorumlarımı.

Aslına bakarsanız arkadaşlıklar dışındaki diğer şeyler güzel gidiyor hayatımda. İdare ediyorum yani. Belki de bir şeylerden feragat etmek gerekiyordur devamlı bir mutluluk için..

1 yorum:

EvA dedi ki...

ya da eksikliklere alışıyoruz